Urfa Duysun
Köşe Yazısı

Sağlığımızı Yarınlara Bırakmayalım: Küçük Adımlar, Büyük Değişimler

Sağlık… Kaybetmeden değerini tam olarak anlayamadığımız en büyük zenginliğimiz.

Günlük hayatın telaşı içinde çoğu zaman sağlığımızı ikinci plana atıyoruz. Sabah aceleyle geçiştirilen bir kahvaltı, gün boyunca masa başında geçirilen saatler, akşam yorgunlukla birlikte yapılan düzensiz beslenme ve “Yarın yürüyüşe başlarım” diyerek ertelenen hareket…

Aslında hepimizin bildiği ama uygulamakta zorlandığı bir gerçek var: Sağlıklı yaşamak için hayatımızı bir gecede değiştirmemiz gerekmiyor. Önemli olan, küçük ama sürdürülebilir alışkanlıklar kazanmak.

Sağlıklı beslenmek aç kalmak değildir

Sağlıklı beslenme denildiğinde akla hemen katı diyetler, yasaklar ve uzun listeler geliyor. Oysa sağlıklı beslenmenin temelinde çeşitlilik ve denge bulunuyor.

Dünya Sağlık Örgütü; sebze, meyve, baklagiller, tam tahıllar ve kuruyemişler açısından zengin; tuz, serbest şeker ve sağlıksız yağların daha sınırlı olduğu bir beslenme düzeninin önemine dikkat çekiyor.

Yani mesele sevdiğimiz yiyeceklerden tamamen vazgeçmek değil. Mesele, soframızdaki dengeyi yeniden kurabilmek.

Bir tabağın yarısını sebze ve salatalarla zenginleştirmek, baklagillere daha fazla yer vermek, işlenmiş gıdaları azaltmak ve su tüketimine dikkat etmek bile önemli bir başlangıç olabilir.

Hareket etmek için spor salonuna ihtiyacımız yok

Bir başka yanılgımız ise fiziksel aktiviteyi yalnızca spor salonuna gitmek olarak görmek.

Oysa yürümek, bisiklete binmek, merdiven kullanmak, ev işleriyle ilgilenmek veya gün içerisinde daha fazla hareket etmek de fiziksel aktivitenin parçalarıdır. Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinler için haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite öneriyor.

Bunu düşündüğümüzde hedef gözümüzde büyümemeli.

Günde yaklaşık 20-30 dakikalık tempolu bir yürüyüş bile hayatımıza önemli bir hareket katabilir.

Çünkü hareket yalnızca kilomuzu kontrol etmek için gerekli değil. Düzenli fiziksel aktivite; kalp-damar hastalıkları, diyabet ve bazı kanser türleri başta olmak üzere çeşitli kronik hastalıkların riskinin azaltılmasına, ruhsal iyilik halinin ve yaşam kalitesinin desteklenmesine katkı sağlıyor.

Sağlık, hastaneye gidince değil; her gün korunuyor

Sağlığımız söz konusu olduğunda çoğu zaman hastalanmayı bekliyoruz.

Oysa koruyucu sağlık anlayışının temelinde “hastalanmadan önce önlem almak” var.

Dengeli beslenmek, düzenli hareket etmek, tütün ürünlerinden uzak durmak, yeterli uykuya önem vermek ve gerekli sağlık kontrollerini zamanında yaptırmak; gelecekte karşılaşabileceğimiz birçok sağlık sorununa karşı atabileceğimiz önemli adımlar.

Türkiye Sağlık Bakanlığı da obeziteyle mücadelede yeterli ve dengeli beslenmenin yanı sıra fiziksel aktivitenin artırılmasının önemini vurguluyor.

En önemli yatırım kendimize yaptığımız yatırımdır

Bugün sağlığımız için attığımız küçük bir adım, yarının büyük sorunlarını önlemeye yardımcı olabilir.

Asansör yerine merdiveni tercih etmek…

Bir öğünde sebzeye daha fazla yer vermek…

Şekerli içecek yerine su içmek…

Günün belli bir bölümünü yürüyüşe ayırmak…

Gece geç saatlere kadar ekran başında kalmak yerine bedenimize ve zihnimize dinlenme fırsatı vermek…

Bunların hiçbiri hayatımızı altüst edecek değişiklikler değil.

Fakat alışkanlık haline geldiklerinde hayatımızın yönünü değiştirebilirler.

Unutmayalım; sağlık, yalnızca hastanelerde ve muayene odalarında konuşulması gereken bir konu değildir. Sağlık, soframızda, yürüdüğümüz sokakta, uyuduğumuz odada ve her gün yaptığımız seçimlerde şekilleniyor.

Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:

“Sağlığım için bugün ne yaptım?”

Cevabımız küçük bir şey bile olsa, önemli olan başlamış olmaktır.

Çünkü sağlıklı bir gelecek, büyük sözlerle değil, her gün attığımız küçük adımlarla inşa edilir.

Not: Bu yazı genel sağlık bilgisi amacıyla hazırlanmıştır. Kişisel sağlık sorunları ve tedavi kararları için hekim değerlendirmesi gereklidir.

Yorum Yap

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.